Blogda Ara

Sağlık_Güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık_Güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.09.2008

KURU CİLDE HAVUÇ­­­_YAĞLI SAÇLARA KEKİK

Hayatı; kaliteli, sağlıklı, sevgi dolu ve neşeli yaşamak hepimizin isteği... Ben de bu konuda sizlere yardımcı olabilmek için çabalıyorum. Mesleki deneyimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Hayat her zaman istediğimiz gibi yürümüyor. Güçlü olup zorlukların üstesinden gelmeliyiz.
Hayatımızı kendimize göre yönlendirmeliyiz. Bunları yapabilmemiz için kendimize güvenmeliyiz. Bu yolda yürürken de kendimizi sevmek ve bakmak, bizim için öncelikli olmalı.

* Dirseklerim çok karardı. Nasır tutmuş gibi görünüyorlar... Eklem bölgelerindeki nasırlaşma ve kararma cildin, sindirim veya dolaşım bozukluğu olduğuna işaret edebilir. Maydanoz suyu için ve her gün kese yapın. Dirseklerinizi limon suyuyla ovun. El kreminin içine limon sıkıp, dirseklerinize sürün ve nemliyken havluyla sarın.

* Gözaltımdaki morluklara ne yapmalıyım? Gözaltındaki morluklar genetik yapıdan kaynaklanmıyorsa ve sağlık sorununuz yoksa elma suyu kompresi uygulayın. Her gün 10 dakikalık uygulama, renklerini açar.


* Saçlarım çok yağlı, birçok ürün kullandım ama değişen bir şey olmadı... Bir kahve fincanı elma sirkesi, bir tatlı kaşığı kekik suyu ve bir çay kaşığı tuzu bir su bardağında karıştın. Saçınızı yıkadıktan sora saç diplerine sürün. İki saat ılık havlu sarıp bekleyin. Ardından durulayın. Bu işlemi haftada bir tekrarlayın.

* Yanaklarımdaki ufak oyuklardan rahatsızım ne yapabilirim? Cildinizle kesinlikle oynamayın. Fazla yağlı yiyecekler ve asitli içeceklerden uzak durun. Cildinizi kekik çayı ile silin. Bir çay kaşığı soya unu, eşit miktarda kuru maya, bir tane dövülmüş aspirin ve bir tatlı kaşığı elma sirkesini karıştırıp haftada 3 gün yüzünüze sürün. 20 dakika cildinizde bekletip durulayın.

* Cildim çok kuru ne yapmam gerekiyor? Bir tatlı kaşığı havuç suyu ve eşit miktarlarda salatalık suyu, limon suyu ve badem yağını karıştırın. Karışımı sık sık cildinize uygulayın. Dışarı çıkarken güneş koruyucu krem sürün.
***************************************
Doğal Maskeler;
Doğal maskeler eski çağlardan beri yüz bakımında sürekli kullanılıyor. Bu maskeler cilt üzerinde kısa süreli bir tıkanma sağlar ve bu tıkanma cilt ısısını ve iç kısmındaki nemi kısa sürede arttırır. Maskeler, cildi ölü hücrelerden arındırır, cildinizin bakımını sağlar, kan dolaşımını hızlandırır ve cildinizin yumuşamasını sağlar.
Maske yapısında genellikle kil ve bitki özleri bulunur. Maskeyi oluşturan maddelerin oranı cildin özelliğine göre değişir. O nedenle hazırladığımız maskelerde oranlar önemlidir.

Kuru Ciltler İçin Doğal Maskeler;
Kuru Cilt İçin Badem Maskeleri:
Yağlı maddeler, meyve şekerleri, bitkisel yağ, fosfor, kükürt ve magnezyum gibi madensel tuzlar, A ve B vitaminleri yönünden zengin olan badem özellikle kuru ciltlerin en büyük dostudur. Badem yağı; cilt bakımı, vücut bakımı, tırnak ve saç bakımında kullanılır.

Dövüp toz haline getirdiğiniz iki çorba kaşığı bademle bir kahve kaşığı taze kaymağı karıştırın. Yüzünüzü güzelce yıkadıktan sonra bu karışımı yüzünüze sürün. 15 dakika kadar bekledikten sonra cildinizi madensuyuyla silin.

Bir yumurtanın beyazını çırpın. Yarım kahve kaşığı bademyağı ilave edip karıştırın. Parmaklarınızla yüzünüze yukarı doğru masaj yaparak sürün.15 dakika sonra cildinizi ılık suyla yıkayın. Cildinizin bir bebek cildi gibi olduğunu göreceksiniz.

Kuru Cilt İçin Ballı Maske:
Bir miktar balı parmak uçlarınızla cildinize yukarı doğru masaj yaparak yedirin 15dakika sonra yüzünüzü önce ılık sonra soğuk su ile yıkayın. Daha sonra cildinize uygun bir nemlendirici krem sürün

Kuru Cilt İçin Ballı Yumurtalı Maske:
Bir yumurtanın sarısı, yarım tatlı kaşığı bal ve bir çorba kaşığı sütü karıştırın. Mayonez kıvamını alınca yüzünüze ve boynunuza sürün. 20 dakika sonra yüzünüzü önce ılık, sonra soğuk suyla yıkayın.

Kuru Cilt İçin Kil Maskesi:
2 Çorba kaşığı mayayı 2 tatlı kaşığı ılık suda eritin. İçine 1 tatlı kaşığı tozşeker koyun ve karıştırın. Daha sonra 3 çorba kaşığı kaolin (kil) koyun ve koyu bir kıvama gelene kadar karıştırmaya devam edin. İçine 5-6 damla badem yağı ekleyin. Oda sıcaklığında 15 dakika beklettikten sonra yüzünüze sürün. Sırtüstü yatıp yarım saat bekleyin ve yüzünüzü ılık suyla yıkayıp kurulayın.

Kuru Ciltler İçin Domates Maskesi:
1 tane domatesin kabuklarını soyup iyice ezerek suyunu çıkartın.Çıkan domates suyunun içine 1 kaşık zeytinyağı ve 1 kaşık kil ekleyin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekledikten sonra ılık suyla yıkayın.

Yağlı Ciltler İçin Doğal Maskeler
Yağlı Cilt İçin Kil Maskesi:
2 Çorba kaşığı mayayı 2 tatlı kaşığı ılık suda eritin. İçine 1 tatlı kaşığı tozşeker koyun ve karıştırın. Daha sonra 3 çorba kaşığı kaolin (kil) koyun ve koyu bir kıvama gelene kadar karıştırmaya devam edin.Oda sıcaklığında 15 dakika beklettikten sonra yüzünüze sürün. Sırtüstü yatıp yarım saat bekleyin ve yüzünüzü ılık suyla yıkayıp kurulayın.

Yağlı Cilt İçin Kil Maskesi:
Plastik bir kabın içine 1 çorba kaşığı kil, yarım haşlanmış patates, 1 çorba kaşığı su koyarak karıştırın ve yüzünüze sürüp kuruyuncaya kadar bekleyin Daha sonra ılık su ile durulayın.

Yağlı Cilt İçin Domates Maskesi:
1 çorba kaşığı taze domates suyu ile 1 çorba kaşığı kili iyice karıştırıp yüzünüze sürün. Kuruyuncaya kadar bekleyip ılık suyla yıkayın.

Yağlı Cilt İçin Patates Maskesi:
1 tane patatesi haşlayıp iyice ezin. Üzerine 1 su bardağı süt 1 yumurta sarısı koyup iyice karıştırın ve bu karışımı ocakta biraz ısıtın. ve ılık ılık yüzünüze sürün ve 20 dakika bekleyin. Daha sonra önce sıcak sonra soğuk suyla yüzünüzü yıkayıp yumuşak bir havluyla kurulayın. (Ayda bir kez uygulayabilirsiniz.

25.07.2008

KISIR DOMATES TOHUMU

LÜTFEN ÇEVREMİZDE Kİ , DAĞDA Kİ KÖYLÜYÜ UYARALIM , ELLERİNDE KALMIŞ KISIR OLMAYAN "TÜRK DOMATES TOHUMLARINI SAKLASINLAR KORUSUNLAR" YARIN, O TOHUMLARLA AYAKTA KALABİLECEĞİZ... KISIR DOMATESLERLE DEĞİL....
ADANA (İHA) - İthal domates tohumunun fiyatının, altından pahalı olduğu bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, 2000 yılında 1 dekara kullanılan ithal domates tohumu fiyatının 128 YTL olduğunu, 2006 yılında ise bu fiyatın 298 YTL'ye çıktığını ifade ederek, 5 yılda ithal domates tohumu fiyatının yüzde 233 oranında arttığını belirtti. İthal domates tohumunun altından daha pahalı olduğuna dikkat çeken Ortaş, "Altının gramı yaklaşık 29 YTL iken ithal domates tohumunun gramı yaklaşık 30 YTL. Yani domates tohumunun fiyatı altından daha pahalı. Üstelik ABD, İsrail ve Hollanda'dan ithal edilen domates tohumu kısırlaştırılarak gönderildiği için bir kez ekiliyor. Sürekli bu ülkelerden ithal etmek zorunda kalıyoruz" dedi. Türkiye'nin binlerce ziraat mühendisine sahip olmasına rağmen altından pahalı olan domates tohumunu ithal etmesinin Türk tarımına darbe vurduğunu kaydeden Ortaş, "Bu tip tohumlar İsrail, Hollanda, Fransa ve ABD'den geliyor. Türkiye domates üretiminde dünyada Çin, ABD ve İtalya ile birlikte ilk 4'te yer almaktadır. Ancak Türkiye bu işin tohum teknolojisinde geri kalarak İsrail, Hollanda, ABD'ye müşteri olmuştur ve onların pazarı olarak kalacağa benziyor. 72 milyon nüfusuyla Türkiye, dünyada ne kadar tohum şirketi varsa hepsinin cazibe merkezi olmuş. Ülkemizin domates tohumuna ödediği döviz takriben 40 milyon dolar" diye konuştu. Türkiye ve dünyada, karpuz ve domates gibi bitkilerin tohumlarının son derece yüksek fiyata satıldığını, bu tür tohumların genellikle genetiği değiştirilmiş tohumlar olduğunu ifade eden Ortaş, şunları söyledi: "Bunlar 1 yıllığına ekilmektedir. Yüksek teknoloji kullanıldığından ABD, İsrail, Hollanda gibi ülkelerde yetişmektedir. Bu sektörde olmamızın nedeni, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'nin kaderi tarım toplumu olarak tutuldu ve normal tarım yapmamız öngörüldü. Tarım teknolojisinin, bilim teknolojisinin ışığında atılım yapmamız sağlanamadı. Tarım teknolojisinin geliştirilmesi, dönüştürülmesi konusunda İsrail, ABD ve Hollanda'nın çok gerisinde kaldık. Çok farklı şekilde dünyanın önüne geçtiler. 40-50 yıl önce tarımda atılım yapmamız gerekirdi. Geçmişten günümüze hayatın her alanında olduğu gibi bilim ve teknolojiye destek verilmedi." Türkiye'de tarım girdilerinin çok yüksek olduğunun altını çizen Ortaş, "Mazot çok yüksek, enerji çok yüksek, girdiler çok fazla. Türkiye'de mazot 125 cent iken, AB'de 55 cent. Avrupa ve ABD büyük rekabet içinde, bütün az gelişmiş ülkelerin tarımını çökertmek istiyor. 'Gümrük Birliği'ne bağlanın, gümrük duvarlarınızı kaldırın, ben size ürün satacağım, siz de benden alacaksınız' diyor. Öbür taraftan da 'Seninki düşük kalitede' diyor. Bizim üreticimiz yüksek maliyete mal ediyor. Kendisi yüksek maliyetle ürün elde etse bile yüzde 30-40 sübvansiyon uyguluyor. Böyle olunca, adam benim ürettiğimden daha ucuza benim iç piyasama getiriyor. Onlar sübvansiyon yapıyor. Bu desteklemeler aracılığıyla kendi çiftçisini güçlü tutuyor. Domates tohumu gibi çok pahalı olan ürünleriyse bir kere ekilecek şekilde yetiştirerek, ithal eden ülkelerin elini kolunu bağlıyorlar. Tek çare teknolojiyi geliştirerek kaliteli tohumlar üretmek" diye konuştu. Tohumculuk Yasası'na da değinen Prof. Dr. Ortaş, "Tohumculuk Yasası'nın temel felsefesi, tohum üretimi devlet tekelindeydi. Vatandaşımız, kendi tohumunu kendisi üretebiliyordu. Yasal düzenlemeyle tohumculuk devlet tekelinden çıkarıldı ve tohum üreticileri birliği adı altında özel sektöre bırakıldı. Bu çok uluslu şirketlerin tekeline bırakılacağı anlamına geliyor. Genetik kaynağınızı geliştirmeden, çok uluslu şirketlerin eline düştüğünüz zaman bir daha kendimizi toparlamanız mümkün değil. Bu bölgeye has bitkiler vardır. Türkiye'nin genetik bankasını kurup, tüm genetik kaynakları kayıt altına alıp, belli bölgelerde tutup çoğaltarak, zenginleştirmesi gerekir. Hayvancılıkta da bu böyledir" şeklinde konuştu.






1 Kilo Domates Tohumuna 1,2 kilo Altın Ödüyoruz


Gen teknolojisine yatırım yapmakta geciken Türkiye, kilosuna 22 milyar lira gibi astronomik bir fiyat ödeyerek İsrail, Hollanda ve Japonya'dan domates tohumu ithal ediyor. Elde edilen ürün tohum vermediği için tarım tamamen dışa bağımlı hale geliyor.
Türkiye, Tarım Bakanlığı bünyesinde 50'den fazla araştırma enstitüsü ve binden fazla araştırma uzmanı bulunmasına rağmen sebze bitkileri tohumunu dışarıdan ithal ediyor. Yurtdışından gelen tohuma ise milyonlarca dolar ödeniyor. Yerli ve yabancı 110 firma bu alanda üretim yapmak istiyor. Ancak mevzuattaki eksiklik giderilemediği için Türk tarımı, tohum üretiminde mesafe kat edemiyor. Ayber Tohumculuk Genel Müdürü Kamil Atıcı, hibrit tohum kullanımıyla ülkemizde tarım üretiminde patlama yaşanacağını ifade etti.
Hibrit tohum üreten ülkeler ise emeklerinin karşılığını kat kat fazlasıyla alıyor. Örneğin 1 kilogram domates tohumu 15 bin dolardan (22 milyar lira) satılıyor. Yani Türkiye, 1 kg domates tohumuna 1 kilo 250 gram altına denk bir ücret ödemek zorunda kalıyor. Salatalık gibi bazı sebzelerin tohumu tane ile satılıyor.
Özel sektörün sınırlı yatırımlarından öteye geçemeyen Türkiye, hibrit tohum ihtiyacının büyük bölümünü İsrail, Hollanda ve Japonya'dan karşılıyor. Bu durumu değerlendiren Tohum Endüstrisi Derneği Genel Sekreteri Ayhan Elçi, gen teknolojisinin uzay araştırmalarıyla eş tutulduğunu söyledi. Elçi, "Gen teknolojisi bugün dünyada en önemli teknolojilerden biri haline geldi. Bitkinin DNA'sı ile oynamak uzay teknolojisi kadar önemlidir. Bu alanda gelişmiş ülkeler, tohum üretimini geçip bitkiler arasında gen aktarımı yapmaya başladılar." dedi. Altyapısı hazır olmamasına rağmen Türkiye'de özel sektörün son yıllarda gen teknolojisine yatırım yapmaya başladığını anlatan Elçi, bu alanda dünyanın en büyük 10 şirketinden 6'sının Türkiye'de üretim yaptığını kaydetti.
Sabancı, Koç, Ülker ve Doğuş gibi Türkiye'nin önde gelen büyük kuruluşlarının da gen teknolojisine yatırım yapmaya başladığını kaydeden Elçi, "Ancak bu yeterli değil. Gelişmiş ülkeler buldukları bir tohumu en fazla iki üç yıl üretip başka çeşidine geçiyor. Bizde ise aynı ürün yıllarca üretiliyor. Bu alanda ciddi yatırımların yapılması için öncelikle yasanın çıkması gerekiyor. 'Islahçı Hakları Yasası'nın çıkmasını yıllardır bekliyoruz. En son yasanın Meclis'e gönderildiğini biliyoruz." diye konuştu.
Gen teknolojisini elinde tutan ülke ve şirketlerin önemli katma değerler elde ettiğine dikkat çeken Elçi, Türkiye'nin 2001 yılında 16 milyon dolarlık hibrit tohumu ihracatına karşılık, 53 milyon dolarlık ithalat yaptığını dile getirdi. Elçi, şunları söyledi: "Türkiye'deki hibrit tohum üretimi daha çok ana ve babası ithal edilerek burada döllenerek yapılıyor. Bu yolla domates ve salatalık tohumu ihtiyacının yüzde 10'u üretiliyor. İhtiyacın geri kalanı ithal ediliyor."
Ayber Tohumculuk Genel Müdürü Kamil Atıcı, Türkiye'nin hibrit tohum kullanımı ile üretim patlaması yaşayabileceğini söyledi. Türkiye'nin ekilebilir tarım alanlarının Fransa'dan yüzde 50 daha fazla olmasına rağmen, Fransa'nın yıllık tohum cirosunun 1,5 milyar dolar, Türkiye'nin ise 70 milyon dolar olduğunu anlatan Atıcı, "Yıllık 70 milyon dolarlık tohumla üretim patlaması yaşayamayız. 70 milyon dolarlık tohum içinde domates, biber, salatalık gibi sebze bitkilerinin payı 30 milyon dolar. 30 milyon dolarlık tohumdan 140 milyon dolarlık ürün elde ediliyor. Fransa tohum ıslahıyla dekardan 535 kilogram buğday alırken, biz 251 kilogram alabiliyoruz." dedi.
Turgutlu Ziraat Odası Başkanı Kenan Gürsabancı da, alınan tohumdan elde edilen ürün tohum vermediği için Türk üreticisinin her yıl aynı tohumu yeniden satın almak zorunda kaldığını ifade etti. Türk çiftçisinin bu sebeple hem dışa bağımlı kaldığını hem de çok pahalı olan tohum fiyatlarının ekonomiye ve tüketiciye olumsuz yansıdığını belirten Gürsabancı, "1 kilogram hibrit domates tohumunun fiyatı 20 milyar liradır; neredeyse 1 kilogram altın fiyatına eşdeğer. Bir tarım ülkesi olarak tonlarca tohum ithal ettiğimizdüşünülürse olayın vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Bugün 1 gram hibrit domates tohumu üreten bir ülke, topraktan 1 gram altın çıkarmış demektir." şeklinde konuştu. Gürbasancı, Türkiye'de bu alanda birikimin olduğunu; ancak işin kolayına kaçılarak ithalatın tercih edildiğini de ifade etti.
Turgutlu Tarım İlçe Müdürü Yılmaz Dinçer ise, Japonya tarafından gen yapısı bozulmuş domates tohumlarının Türkiye'ye pazarlandığını kaydetti. Japonya'nın bu sebeple Türkiye'den, pazarladığı tohumdan üretilen domatesi ve salçayı satın almadığını ifade eden Dinçer, Türkiye'de araştırma geliştirme kurumu olmadığı için bu alanda birtakım sıkıntıların yaşandığını dile getirdi.
Ali Rıza Karasu - Orhan Karaka / İzmir - Manisa

11.07.2008

EVDE PRATİK BAKIMLAR

Evde pratik bakımlar

Devir ekonomi devri, cilt bakımı yaptırmak için güzellik merkezlerine gitmek haliyle bütçeleri sarsabiliyor. O zaman ne yapıyoruz? Evde kendi kendimize bakım yapıyoruz tabii ki! İşte size pratik, evde yapabileceğiniz şipşak bakım önerileri…

1. Kendi toniğinizi kendiniz yapın
Bir çay bardağı suyun içine iki damla lavanta esansı damlatın. Bir süre buzdolabında soğutun. Ardından bir tutam pamukla yüzünüze sürün. Cildinizdeki canlanmayı hemen göreceksiniz.

2. Evde kolay manikür
Tırnaklarınızı ve etlerinizi yumuşatmak için ellerinizi bir süre sabunlu suda bekletin. Yumuşayan etleri, keskin bir makas yardımı ile fazla derine inmeden kesin. Eğer bu işlem size zor geliyorsa etlerinizi tırnak diplerine bir havlu yardımıyla itin.

3. Gözlerinizi hafifletin!
İki çay kaşığı küçük doğranmış salatalığı, 1 çay kaşığı süt tozu ile karıştırın. Göz çevrenize ve göz kapağınıza sürün. 10 dakika bekleyip yıkayın. Gözlerinizdeki ağırlığın uçup gittiğini hissedeceksiniz.

4. Ojelerin çabuk kuruması için
Yapmanız gereken tek şey, ojeyi sürdükten sonra buzlu suda birkaç dakika bekletmek. Ne kadar çabuk kuruduğuna inanamayacaksınız. Ancak küçük bir ayrıntı var. Bu işlem ojenin tırnağınızdaki ömrünü kısaltır.

5. Yüzünüz dinlenmiş görünsün
Yüzünüzün dinlenmiş görünmesini isitiyorsanız, önce sıcak hemen ardından soğuk suyla yıkayın. Bu işlem kan dolaşımını hızlandıracağı gibi kaslarınız da harekete geçirecektir.

6. Omuzlarınız tutulduysa
Vücudunuza çok ince tabaka halinde vücut yağı sürün. Ardından sıcak suyla ıslattığınız havluyu tutulan bölgeye koyup duşa girin. Havlu, yağın iyice derinin içine girmesini sağlayacağından teniniz yumuşayacak ve kaslarınız gevşeyecektir.

7. Göz halkalarına karşı
Gözaltında oluşan keseleri ve renk değişikliklerini, buzlu suya batırılan pamuk parçalarını gözünüzün üzerinde ve çevresinde gezdirerek geçici olarak ortadan kaldırabilirsiniz.

6.06.2008

TUM DOGAL YAGLAR

ACI BADEM YAĞI
Öksürük kesici idrar arttırıcı, kurt düşürücü ve şeker hastalığı için kullanılır. Kuru ve çatlak cilt bakımında etkilidir. Stres ve yorgunluk için masaj yağı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Protein, Şeker ve amigdalin içerir.

KULLANILIŞI:
Bir çay bardağı suya 2 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. bilhassa bebeklerin kabızlıklarında badem yağı eşit miktarlarda bal ve pekmez ile karıştırılıp 4-5 saatte bir çay kaşığı verilir

UYARI: Yüksek miktarlarda alınması zararlıdır

SAKLAMA:
Serin, ışıktan uzak ve ağzı sıkıca kapalı olarak, çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklanmalıdır.

ADAÇAYI YAĞI
Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:
Tuyon, sincol, barneol ve piren maddelerini içerir.

KULLANILIŞI:
Bir çay bardağı suya 3 damla damlatılarak günde 1 defa içilir. Yara üzerine direkt tatbik edilebilir.

UYARI: Günde 3 damladan fazla içilmez. Fazla kullanımı epilepsi ve krampa yol açabilir.

ANASON YAĞI
Bebeklerde gaz giderici, mide gazı giderici,ter kesici ve idrar arttırıcı etkileri vardır. astım ve bayanlarda adet düzensizliklerinde hormon dengelenmesinde kullanılır. Cilt bakım ve temizliğinde kullanılır. On iki parmak bağırsağındaki yaralara da faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:
Tuyon, sincol, barneol ve piren maddelerini içerir.

KULLANILIŞI:
2-10 Damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa kullanılır.

UYARI: Daha yüksek miktarda alındığı zaman hafif bir sarhoşluk sonra uyku meydana getirir.

ARDIÇ YAĞI
Kalp yetmezliği soğuk algınlığı ve romatizmal hastalıklarda kullanılır. burkulma ve çarpma gibi kazalarda ağrı kesici ve hareket kabiliyetini arttırıcı özelliği vardır. Astım hastalarında ve idrar tutamayan çocuklarda faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:
Organik asitler, glikoz, sakkaroz, juniperin, reçineli bileşikler ve acı madde içerir.

KULLANILIŞI :
Bir çay bardağı suya 5 damla damlatılarak alınır.

Hamilelikte kullanılmamalıdır. Fazla alındığı taktirde böbrekleri tahriş eder ve idrar yollarında kanamaya sebep olur.

ARDIÇ KATRAN YAĞI
Ardıçın özel türünden elde edilen ardıç katranı yağı tüm mantar hastalıklarında cilt kaşıntılarında sedef ve egzamada varis ve ağrılarında uyuz ve benzeri tüm cilt problemlerinde kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Organik asitler, glikoz, sakkaroz, juniperin, reçineli bileşikler ve acı madde içerir.

KULLANILIŞI:
Kullanılacak doku defne sabunu ile yıkanır. İnce tabaka halinde cilde sürülür.

BERGAMUT ESANSI
Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemin! kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılır. İştah arttırıcı ve safra söktürücü etkisi vardır. Ayrıca çayda lezzet ve koku verici olarak da kullanılır.

Kullanılışı
Dahilen; bir fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır. Haricen; cilde masaj yapılarak stres ve yorgunluğu giderici olarak kullanılır.

BİBERİYE YAĞI
İdrar söktürür gaz giderir, kan dolaşımını arttırır, bronşite ve sinüzite, sarılık ve karaciğer yetmezliğinde de kullanılır. Uykusuzluğu ve sinir sistemini düzenler. Kolestrolü denetler.

İÇİNDEKİLER:
Kamfer, terpen, tanen, reçine, acı maddeler, saponin, cholin, glikozit, organik asitler, kafur.

KULLANILIŞI:
Bir fincan suya 2-3 damla damlatılır veya şekere damlatılarak günde 3 defa kullanılabilir. Sinüzite romatizmal ağrılara sivilceler üzerine sürülerek kullanılır.

BUĞDAY YAĞI
Hücre yenileyici, selülit için; yanık yara ve diğer cilt problemlerinde kırışıklıklarda etkili olarak kullanılır. Ayrıca hassas ve yıpranmış saçlar için faydalıdır. Cilt lekeleri güneş lekeleri ve doğum lekelerini giderir.

İÇİNDEKİLER:
B vitaminleri ve mineraller içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen; günlük bir çay kaşığı kulllanılır. Haricen; Saç için friksiyon cilt için masaj şeklinde uygulanır.

CEVİZ YAĞI
Kuru ciltlerde yumuşatıcı ve besleyici etkiye sahiptir. Doğal nemlendiricidir. Saç diplerini ve saçları besler. Ayrıca romatizmaya iyi gelir. Güneşte bronzlaştırıcı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
%70 civarında yağ taşıdığı saptanmıştır.

KULLANILIŞI:
Haricen cilde masaj şeklinde uygulanır.

ÇÖREK OTU YAĞI
İdrar ve süt arttırıcı iştah açıcı, adet söktürücü etkilere sahiptir. Ayrıca astımı şeker, romatizma tedavisinde ve grip döneminde bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun dirençli tutulmasını sağlar. Hemoroide faydalıdır. Saçı besler dökülmesini önler.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, saponinler, alkaloidler, nigellin ve connigellin içerir.

KULLANILIŞI:
Günde 3 defa 1 fincan suya 4-5 damla damlatılarak içilir.. Ayrıca saç dökülmesi ve kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde kullanılır.Sinüzit için sabah akşam buruna 1-2 damla damlatılır .

DEFNE YAPRAĞI YAĞI
Yemeklerde güzel koku vermek için kullanılır gargara yolu ile alındığında bademcik iltihaplarında soğuk algınlığına ve gribal enfeksiyonlara iyi gelir. Terletici ve Antiseptik özelliklere sahiptir. Saç ve kafa derisi tedavilerinde kullanılır. Saç büyümesine etki eder. Ayrıca gaz giderici ve kan gevşeticidir.

İÇİNDEKİLER:
Cineol, evgenol, graniol ve pinenler içerir.

KULLANILIŞI:
Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak. Günde 2 defa içilir. Parmak uçlarıyla friksiyon şeklinde kullanılır.

Gebelikte kullanılmamalıdır. Kızdırıcı özelliği nedeni ile cilt üzerinde kullanılırken dikkat edilmelidir.

DEFNE UÇUCU YAĞI
Yemeklerde güzel koku vermek için kullanılır. Gargara yolu ile alındığında bademcik iltihaplarında soğuk algınlığına ve gribal enfeksiyonlara iyi gelir. Terletici ve antiseptik özelliklere sahiptir. Saç ve kafa derisi tedavilerinde kullanılır. Saç büyümesine etki eder.Ayrıca gaz giderici ve kan gevşeticidir.

KULLANILIŞI
Dahilen; bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak günde 2 defa içilir. Haricen; parmak uçlarıyla friksiyon şeklinde kullanılır. (Gebelikte kullanılmamalıdır. Kızdırıcı özelliği nedeniyle cilt üzerinde kullanılırken dikkat edilmelidir.)

FINDIK YAĞI
Kuru ve yıpranmış ciltlere rahatlıkla uygulanır varis ve saçkıran hastalığı içinde faydalıdır. Doğum öncesi, Doğum sonrası cildin esnekliğini sağlamak ve cilt çatlağını önlemek amacıyla masaj yapılarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Sabit yağ, fosfor kalsiyum, protein ve şeker içerir.

KULLANILIŞI:
Masaj olarak kullanılır. Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır.

GÜL YAĞI
Ağrı kesici, keyif verici, uyutucu, öksürük kesici etkileri vardır.Kabızlık ve tansiyon düşmesinde etkilidir. Ayrıca saç uzatıcı ve besleyici etkiye sahiptir.

İÇİNDEKİLER:
Papaverin, kodein tebain, narsoin ve morfin içerir.

KULLANILIŞI:
Haricen cilde masaj şeklinde uygulanır. Bir çay bardağı suya 10-15 damla damlatılarak gargara yapılır.

HAŞHAŞ YAĞI
Ağrı kesici, keyif verici, uyutucu, öksürük kesici etkileri vardır.Kabızlık ve tansiyon düşmesinde etkilidir. Ayrıca saç uzatıcı ve besleyici etkiye sahiptir.

İÇİNDEKİLER:
Papaverin, kodein tebain, narsoin ve morfin içerir.

KULLANILIŞI:
Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.Saça friksiyon şeklinde uygulanır.

HAVUÇ YAĞI
Ultraviole (UV) ışınına karşı vücut bağışıklığını arttırır . Cildin bozulmasını önler. Güneş yanıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Hücre yenileyici İdrar arttırıcı kan temizleyici kan yapıcı ve kollestrolü düzenleyici etkileri sahip olduğu bilinmektedir.Ayrıca ses tellerine faydalıdır. Güneş yağları da bronzlaştırmayı kolaylaştırır.

İÇİNDEKİLER:
Uçucu yağ, sabit yağ, şeker, A vitamini, karotin ve rezin içerir

KULLANILIŞI:
Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI
Hazım kolaylaştırıcı bulantı ve kusmayı giderici etkiye sahiptir.İltihaplanmaya karşı etkili olması nedeni ile haricen eklem ve kas ağrılarına romatizmaya karşı kullanılır. Fiziksel yorgunluğu giderici etkiye sahiptir. Saç dökülmesinde etkilidir. Ayrıca pastalarda esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Myristicin içerir.

KULLANILIŞI:
2-3 Damla bir fincan suya damlatarak kullanılır. Uygulanacak yere defne sabunu ile temizlenir. Bol miktarda yedirilerek tatbik edilir. Ayakta oluşan mantar hastalıklarında da sürülerek kaşıntı önlenir. Masaj yapılarak cilt altında toplanan yağ ve toksit maddelerin terleme yolu ile dışarı atılmasını sağlar.

ISIRGAN TOHUM YAĞI
Saç dökülmesinde romatizma hücre yenileyici kan temizleyici, miyom küçültücü olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Potasyum tuzları, organik asitler, histamin ve asetilkolin içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak günde 2 defa kullanılır. Haricen cilde masaj yapılarak kullanılır. Saç diplerine friksiyon yapılır.

JOJOBA YAĞI
Cildi yumuşatır. Çizgileri ve kırışıklıkları azaltmakiçin kullanılır.Kuru ciltleri nemlendirir. Akneleri giderir. kuru ve kırık saçları besler parlaklık verir. Saç şekillendirici olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Tohumlarında %50 oranında yağ içermektedir.

KULLANILIŞI:
Saçlara friksiyon yöntemi ile cilde masaj yapılarak kullanılabilir.

KANTARON YAĞI
Hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı özelliklere sahiptir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Ülser ve gastritte iyileşmeyi hızlandırır. Bağırsak spazmlarını çözer. Bağırsak solucanlarını düşürür. Hemoroide faydalıdır. Yara ve yanıkları iz bırakmadan iyileştirir.

İÇİNDEKİLER:
Uçucu yağ, rezin, acı maddeler (glikozitler), reçine, pektin ve kolin içerir.

KULLANIIŞI:
Günde 2 defa öğle ve akşam yemeklerinden önce 5-6 damla alınmalıdır. Hemoroide dıştan sürülür.

KARABAŞ YAĞI
Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliğine kollestrol ve şekere faydalıdır. uykusuzluğu giderir. balgam söker zindelik verir egzama yaralarına iyi gelir. Sivrisinek kovucudur.

İÇİNDEKİLER:
Kafur, fenkon, borneol ve sineol içerir.

KULLANILIŞI:
Günde 2 şer damla sabah akşam yarım fincan suya damlatılarak kullanılır. Cilde sürülür.

KARANFİL YAĞI
Ağız ve mide kokularını giderir. Sinirleri uyuşturur antiseptik ve ağrı kesici olarak kullanılır. Diş ağrılarında etkilidir. Dişeti çekilmesi ve iltihaplarında faydalıdır. Haşere kovucudur.

İÇİNDEKİLER:
Uçucu yağ, sabit yağ ve tanen içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen 1 fincan suya 2 damla damlatılarak içilir.Diş ağrılarında pamuk üzerine damlatılarak diş üzerine tatbik edilir.

*Karanfil yağı cilde sürülmemelidir.

KAYISI YAĞI
Yüz temizliğinde kullanılır. Akneleri temizler. Cilde canlılık verir. Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları giderir. Nemlendirici özelliğe sahiptir. Parazit problemlerinde kullanılır. Pastalarda esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, zamk, şekerler, organik asitler, saponin ve anonin içerir.

KULLANILIŞI:
Haricen cilde pamukla tatbik edilir. dahilen, bir fincan suya 3 damla damlatılarak kullanılır.

KEKİK YAĞI
Bronşit, nezle, grip, solunum yolu rahatsızlıklarına dişe eti iltihaplarına iyi gelir. kurt düşürücüdür. Alyuvar oluşumunu arttırır. Şeker hastalığına iyi gelir. Yara ve yanıklara antiseptik olarak kullanılır. Romatizmaya iyi gelir.Gastrit gibi mide rahatsızlıklarına yardımcı olur

İÇİNDEKİLER:
Carvacrol, p-cymene, terphinene, caryophyllene, myrcene, linalool, thymol, terphinen-4-ol, thujene, pinene, camphene, borneol ve humulene içerir.

KULLANILIŞI:
2-3 damla yarım fincan suya katılarak veya şeker üzerine damlatılarak kullanılır. parmak uçlarıyla masaj şeklinde tatbik edilir.

*Fazla miktarda dahilen kullanımı sakıncalıdır.

KETEN YAĞI
Menapoz sıkıntılarını giderir. Mide ağrılarını ve kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Sindirim sistemi iltihaplarında etkilidir. Zihin açıcıdır.

İÇİNDEKİLER:
Müsilaj, linamarin, doymamış yağ asitleri ve protein içerir.

KULLANILIŞI:
Bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir.

LAVANTA YAĞI
İdrar arttırıcı ve romatizma ağrıları dindirici etkileri vardır. Baş ağrısı stres ve kas ağrıları için iyi gelir ayrıca güve ve sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılır. Hassas ve yağlı ciltler için tavsiye edilir. akneleri ve vücuttaki kötü kokuları giderir. cilde sürüldüğünde ateşi düşürür. saçtaki sirkeleri gidericidir. Kozmetik amaçlı esans ve banyo yağı olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Pinen, cineol, borneol ve organik asitler içerir.

KULLANILIŞI:
Bir çay bardağı suya veya bir şeker parçası üzerine 3-4 damla damlatılarak alınır. ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.

KAKAO YAĞI
İdrarı söktürür.Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar.Böbrek iltihabını giderir. Besleyici,uyarıcı,iştah açıcı ve kuvvet vericidir.Haricen basur memelerini,kadınların göğüslerindeki yara ve çatlakları yumuşatmak için kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Sabit yağ,tanen,nişasta ,şekerler,alkoitler(teobromin,kafein) taşımaktadır.

KULLANILIŞI:
Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

LİMON YAĞI
Ferahlık verir. Grip ve soğuk algınlığına karşı korur. Hafızayı güçlendirir. Boğaz ağrısı mide yanması kan temizleme ve böbrek taşında , bağdokusu hastalığında kas kuvvetlendirir. Diş etini kuvvetlendirir. Sivilceleri giderir. Cildi güzelleştirir. Vücuttaki istenmeyen yağların atılmasını sağlar.Tonik olarak kullanılır. mikrop öldürücüdür.. Böcek ve sinek ısırmalarında kaşıntı ve şişmeleri önler pastalara esans olarak kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Hesperidin, şekerler, C vitamini, müsilaj, malik ve sitrik asitler içerir.

KULLANILIŞI:
Balla tatlandırılmış suya 2 şer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılıp yutularak kullanılır. Tonik olarak kullanımda bolca masaj yapılarak sürülür.

MELİSSA YAĞI
Yatıştırıcı, midevi gaz söktürücü terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Baş ağrısı ve migrende soğuk algınlığında , kas ağrılarında faydalıdır. Mide ülserine iyi gelir. Beyin damarlarını açar cilt temizliğinde cildi güzelleştirir.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, sitral, sitronellal ve linolal içerir

KULLANILIŞI:
Günde 2-3 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak veya yarım çay bardağı suya 2-3 damla damlatılarak alınır.

MERSİN YAĞI
Yağlı tahriş olmuş ve iltihaplı ciltler için kullanılır. Hemoroid tedavisinde ve şeker hastalığına karşın etkilidir. Nefes açıcı özelliğe sahiptir. Gerginliğe ve uykusuzluğa iyi gelir. Adale kuvvetlendirici ve spor sakatlıklarında masaj için çok uygundur Astımlı hastalarda haricen infizyon şeklinde faydalıdır.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, şekerler, strik ve maınik asit gibi organik asitler içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen günde 1 fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj
şeklinde kullanılır.

NANE YAĞI
Mide bulantısını keser. Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürücüdür. Sinirleri güçlendirir baş ağrılarına iyi gelir. Selülit tedavisinde kullanılır. Anne sütünü arttırır. Bağırsak solucanlarını temizler.

İÇİNDEKİLER:
Mentol, mentor, cadinen, pinenler, terpenler ve cineol içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen günde 3 defa bir şeker parçası üzerine 2-3 damla damlatılarak veya 1 fincan suya 2-3 damla damlatılarak içilir. Haricen cilde masaj yapılarak sürülür.

*Fazla miktarda kullanılması sakıncalıdır.

OKALİPTÜS YAĞI
Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma ve selülite etkilidir.

KULLANILIŞI:
Dahilen; bir fincan suya 5 damla damlatılarak balla tatlandırılıp içilir. Haricen; masaj şeklinde ve sinüzit için buğu şeklinde antiseptik olarak kullanılır.

PAPATYA YAĞI
Duyarlı ve problemli ciltler için yaraları iyileştirici ve cildi besleyen özelliğe sahiptir. Bademcik ve diş iltihabında kullanılır.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, flavon glikozitleri, bisabolol, arzulen, terepen ve salisilik asit içerir.

KULLANILIŞI:
Bir fincan suya 4-5 damla damlatılarak gargara yapılır. Cilde masaj şeklinde tatbik edilir.

*İçilmesi sakıncalıdır.

PORTAKAL YAĞI
Mide rahatsızlıklarını geçirir. Hazmı kolaylaştırır. Ateş düşürücüdür. Romatizmada faydalıdır. Cildin güzel olmasını sağlar. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılır. Cildi sıkılaştırır. Sivilce ve akneleri kurutur. Tonik olarak kullanılır. Pastalara esans olarak kullanılır. Kan dolaşımını düzenleyicidir. Sinir yatıştırıcıdır.

İÇİNDEKİLER:
Şekerler, müsilaj, uçucu yağ ve bol miktarda C vitamini içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen yarım fincan suya 3 damla damlatılarak. Günde 3 defa kullanılır. haricen cilde masaj yapılarak sürülür.

REZENE YAĞI
Midevi şişkinlik, hazımsızlık rahatsızlıklarını giderir. Gaz söktürücü ve anne sütünü arttırıcı etkisi vardır.Yara iyileştirici özelliğe sahiptir. Cildi besler ve pürüzleri giderir.

İÇİNDEKİLER:
Anethol ve astragol gibi maddeler içerir.

KULLANILIŞI:
Dahilen bir fincan suya 5 damla damlatılarak içilir. Haricen yara üzerine sürülerek kullanılır.

SARIMSAK YAĞI
Mikrop öldürücüdür. Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Kanı temizler. Kalp adalesini kuvvetlendirir. Siyatik varis romatizma, mafsal iltihabında faydalıdır. Ayrıca saç uzamasını sağlar, dökülmesini önler, saçkıran hastalığına iyi gelir.

İÇİNDEKİLER:
Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz) vitaminler (A, B ve C), allicin ve sarımsağa özel koku veren kükürtlü yağ içermektedir.

KULLANILIŞI:
Bir fincan suya, 4-5 damla damlatılarak günde 3 defa içilir. Cilde masaj şeklinde uygulanır.

TATLI BADEM YAĞI
Kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini giderir. Ayrıca saç besleyici olup dökülmesini önler. Kabızlık giderici özelliğe sahiptir.

İÇİNDEKİLER:
Protein ve şeker içerir.

KULLANILIŞI:
Saç diplerine parmak uçlarıyla friksiyon yapılır. Kabızlık için günde 1 çay kaşığı içilir.

SUSAM YAĞI
Dahilen müshil, haricen ise özellikle kuru ciltlere kirpik, kaş ve saçlara rahatlıkla kullanılır. Şeker hastalığında da kullanılmaktadır. yanıklarda iyileştirme özelliği vardır.

İÇİNDEKİLER:
Oleik, palmitik, linoleik, stearik ve miristik asit içerir.

KULLANILIŞI:
Her sabah aç karnına bir çay kaşığı içilir. Müshil olarak ta bir çay kaşığı alınır. Cilde ve saça masaj şeklinde uygulanır.

ÇAM TEREBENTİN YAĞI
Solunum bel soğukluğunda ve idrar yolu hastalığında kullanılan etkili bir antiseptiktir. saçı besler. dökülmeyi önler kepeği gideriri. ve saçı kuvvetlendirir. Saç diplerinde mikro organizmaların oluşumunu engeller.

İÇİNDEKİLER:
Reçine asiti, kolofan ve pinen içerir.

KULLANILIŞI:
Günde 1-2 damla bir şeker parçası üzerine damlatılarak alınır. saç diplere masaj yaparak kullanılır. 200 gr lık şampuana 20 damla damlatılarak kullanılır.

Böbrekte tahriş yaptığından böbrek rahatsızlığı olanlar içmemelidir.

MENEKŞE YAĞI
Cilt hastalıkları, egzama, dermatit ve uyuzda kullanılır.Mikrop kırıcıdır. saç dökülmesine karşı etkilidir. Kuru saçları nemlendirir. Parlaklık ve canlılık verir. Kozmetik endüstrisinde kullanılmaktadır.

İÇİNDEKİLER:
Tanen, saponinler, flavon glikozitleri, vialamin ve emetin içerir.

KULLANILIŞI:
Cilde masaj yapılarak saça friksiyon şeklinde kullanılır.

YASEMİN YAĞI
Romatizma ağrılarında, cilt besleyici temizleyici ve selülit giderici olarak kullanılır.

KULLANILIŞI:
Haricen; cilde masaj şeklinde uygulanır.

Banyo İçin Bitkisel Esanslar

Defne uçucu yağı
Okaliptüs yağı
Ardıç yağı

Limon yağı
Rezene yağı
Bergamut yağı

Melissa yağı
Lavanta yağı
Gül yağı

Adaçayı yağı
Biberiye yağı

Banyo suyuna beş damla karıştırılır. Bu su ile masaj yapıp yıkanır.

Saç Bakımı - Kuru ve Cansız Saçlar İçin

Badem yağı
Susam yağı
Defne gar yağı

Çörekotu yağı
Menekşe yağı
Zeytin yağı

Kekik yağı
Ceviz yağı
Hindistan Cevizi yağı

Karıştırılıp saç diplerine ve saça yedirilir. İstenildiği kadar bekletilip yıkanır. Haftada 2 defa yapılır.

Saç Bakımı - Yağlı ve Cansız Saçlar İçin

Portakal yağı
Çam Terebentin es.
Defne uçucu yağı

Biberiye yağı
Mersin yağı
Papatya yağı

Karıştırılıp saç diplerine ve saça yedirilir. İstenildiği kadar bekletilip yıkanır. Haftada 2 defa yapılır.

Bronzlaşma

Ceviz yağı
Kakao yağı
Kayısı yağı

Havuç yağı
Fındık yağı
Badem yağı

Birbirine karıştırılır, bütün vücuda sürülür. Güneşte bekletilir.

Cilt Bakımı İçin

Portakal yağı
Limon yağı
Kayısı yağı

Gül yağı
Buğday yağı
Papatya yağı

Havuç yağı
Jojoba yağı
Yasemin yağı

Islatılmış pamuğa 1 çay kaşığı dökülür. Losyon şeklinde cilde sürülür. 30 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

Selülit Tedavisi

Zambak yağı
Keten yağı
Ardıç yağı

Portakal yağı
Buğday yağı
Nane yağı

Susam yağı
Yasemin yağı
Anason yağı

Rezene yağı
Lavanta yağı
Limon yağı

Biberiye yağı
Jojoba yağı
Yosunlu sabun

Selülitli bölgeye iyi bir masaj yapılarak sürülür. 2 günde bir yapılmalıdır.
1-2 saat sonra yıkanır.Hassas ciltler daha kısa bekletebilir. (Yosunlu
sabunla yıkanır.)

Cilt Çatlakları

Kakao yağı
Gliserin yağı
Keten yağı

Badem yağı
Saf Zeytin yağı
Çörekotu yağı

Kantaron yağı
Kayısı yağı
Melissa yağı

Çatlayan kuruyan bölgeye masaj yapılarak yedirilir.

Masaj Yağları

Susam yağı
Alabalık yağı
Kekik yağı

Lavanta yağı
Nane yağı
Gliserin yağı

Ardıç yağı
Jojoba yağı
Biberiye yağı

Vücuda masaj yapmada kullanılır. Bütün vücut bu yağlarla ovulur.

Romatizma ve Ağrı Giderici Yağlar

Kekik yağı
Defne gar yağı
Alabalık yağı

Karanfil yağı
Pelesenk yağı
Susam yağı

Sarımsak yağı
Portakal yağı
Gliserin yağı

Çam Terebentin es.
Biberiye yağı
Okaliptüs yağı

Ağrıyan bölge önce kolonyalı mendil ile silinir. Sonra ağrı yağları iyice
yedirilerek sürülür. Sıcak havlu ile sarılır. 2-3 saat sonra yıkanabilir.

Sinirsel Başağrısı (Migren)

Nane yağı
Pelesenk yağı
Papatya yağı

Kekik yağı
Lavanta yağı

Şakaklara ve alın bölgesine yağlar su ile yada ıslak pamuğa dökülerek
(seyreltilerek) masaj yapılır.

5.06.2008

DÜNYADA ÇAY KÜLTÜRÜ


İlk çay biraz keyif, biraz da tıbbi nedenlerle içilmiş,çay içerek
zihni uyanık tutmak, binbir derde deva özelliklerinden yararlanmak hep söz konusu edile gelmiş. İşin güzel ve şaşırtıcı yanı ise, çayın sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmesiyle başlıyor. Önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerken bunu sıradan bir iş gibi yaparken, Japonlar ve Çinliler, buna derin bir anlam yüklüyor.Avrupa'da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay,19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında, bir halk içeceği haline gelmiştir.Tüm dünyada, toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan
çayı, hintliler süt ve şekerle, Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze nane ile lezzetlendirirler. Çay kültürü her ülkede farklı yorumlanmaktadır.

Çin
Çay, içecek sayılmadan önce uzun zaman ilaç olarak kullanıldı. Çin'de ilaç dışında içecek olarak kullanılmaya başlandığı ilk dönemler 4. ve 5. yüzyıl olmuştur. O zamanki çay çayın hazırlanmasına baktığımızda büyük farklılıklar olduğunu görmekteyiz:
Yapraklar buhardan geçirilip, havanda ezildikten sonra bir kapta
toplanır. İçine pirinç, zencefil, tuz, portakal kabuğu, baharat, süt
ve isteğe göre soğan katılıp kaynatılır.Günümüzde bu adet Tibetliler ve bazı Moğol kabilelerinde devam etmektedir.
8. yüzyıl kaynaklarında Çinlilerin iyi bir çay yaprağını şöyle tanımladıklarını görmekteyiz:'Tatar atlılarının çizmeleri gibi kara, güçlü bir öküzün boynuzları gibi kıvrımlı, tatlı bir meltemin dokunduğu göl kadar parlak'Çinlilere göre çay, küçük fincanda soğumadan içilmeli ve hemen yenilenmelidir. Hem rahatça içebilmek, hem de içerken içtiği çayı görerek manevi bir haza kavuşmak için fincanların geniş ağızlı
olanları tercih edilir.Aynı yaprağı defalarca demleme olayı Çin'de yaygın olup, bunu bir sanata dönüştürmüşlerdir.

Japonya
Çay, birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş, törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel yemek kültürlerine uygun olarak kendilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir.Taoculuk, Budizm ve Zen'in felsefi, dini dünya anlayışıyla sıkı bir ilişki içinde olan Japon çay töresinin başka bir eşi yoktur. Haz almaya değil, iç dünyaya ilişkin bir ritüel olan Japon çay töresinde, Katolik ayinlerinde İsa'nın kanını simgeleyen şaraptan daha önemli bir yeri vardır. Özel çay evlerinde gerçekleştirilen bu törenin öncelikli görevi, konukları en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır.Mükemmel bir çay hazırlamak için tek bir yol yoktur. Bir sanat eseri olarak çay, en ince niteliklerini ustasının elinde gösterir.İyi ya da kötü resim olduğu gibi iyi ya da kötü çay da vardır. Dünya da en kötü üç şeyden biri kötü hazırlanarak mahvolan mükemmel bir çaydır.

Japonlar çaya bir sanat olarak bakarlar. Diğer sanatlarda olduğu gibi çay sanatının da dönemleri ve ekolleri olmuştur.Kaynatma, Çırpma ve Demleme olmak üzere başlıca üç dönemden söz edilebilir.Günümüzde son ekolün ağırlığı hissedilmektedir.Günlük kullanımda demli çay kullanılmakla beraber, çırpma metodu ile hazırlanan toz çay her zaman çayların efendisi olarak kabul edilir.


İngiltere
Çayla 17.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler.Çayın ilk başlarda pahalı olması, yaygın bir içecek olmasını engelledi. Bu da çayı üst düzey toplantılara özgü bir şölen,prenslere ve asillere ayrılmış bir hediye haline getirdi.İngilizler,Eraly Grey çayını tecih ederler. Bu yoğun kokulu çay,bergamut esansı ile harmanlanarak hazırlanmaktadır.Bugün İngiltere deçat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi vakti olan 'Beş Çayı' olarak adlandırılıp, Dünya'ya da armağan edilen küçük çay daveti, dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup, Kral Edward döneminden beri devam etmektedir.
Bu arada İngiltere Kraliçesi'nin çayının suyunu bütün gezilerinde yanında taşıdığını biliyormuydunuz?


Rusya
Rusya'da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerler, beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer. Eski kültürü yaşatanlar arasında, çaya şeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanısıra, Anadolu'nun
kimi yörelerinde olduğu gibi ve çayı bazen bardak altlığına dökerek içenlerde bulunmaktadır.Çay, konuklara yanında marmelat ile sunulur.Konuk, daha fazla çay
gelmesini önlemek için bardağın altlığı bardağın üstüne konulur.


Fransa
Fransız entelektüellerinin özel bir çay sevgisi vardır. Yaygın çay salonlarının yanısıra, romantik isimlerin takıldıkları çeşitli çayların satıldığı küçük çay dükkanı zincirleri vardır.Fransız kültüründe çay, uzun süre demlenmeden, ince porselen bir fincanda ikram edilir. Hafif içimli bir çayın yanında küçük bir çikolata, krokan veya pralin ikram edilir.


Moğolistan
Moğolların çay içme biçimleri ise inanılır gibi değil. Çaya biraz yağ, bir tutam tuz, biraz un ya da darı ekliyorlar. Hadi bu neyse, ama ya kuzu etli çaya ne dersiniz?Dilim dilim edilip bir hafta açık havada kurutulmuş kuzu etini çayın içine atıp içerek, soğuk iklim koşullarına ve göçebe hayata karşı güç ve enerji kazanıyorlar.


Türkiye
5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra,kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz gözardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir.

Buna karşın; çayın acıyıp tadının bozulmasını önlemek için; demledikten sonra, çayı süzdürüp başka bir demliğe boşaltmıyoruz o da işin ayrı bir yanı.

Peki Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları, fazla aromalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak, çayı metal demlikte demlemek yani çaya karşı özensiz davranmak.

Türkler, Anadolu'ya gelmeden öncede çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye'ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmaktadır. Çay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur.Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır:

Hoca Ahmet Yesevi bir gün Hıtay sınırında Türkistan karyelerinden birine misafir olur.O gün hava çok sıcak olduğu için çok yorulmuştur.Evine misafir olduğu Türkmenin komşusunun zevcesi doğum yapmak üzeredir.Türkmen, Hoca Ahmet Yesevi'den dua ister, Ahmet Yesevi dedua eder.Allah'ın izniyle Türkmenin isteği hemen olur. Türkmen bu duruma çok memnun olur.O yörenin önemli bir ikramı olan çay kaynatıp getirir.Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak sıcak içince terler ve yorgunluğu gider.Sonra, "Bu şifalı bir şey imiş, hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar.Allah kıyamete kadar buna revaç versin" diye dua etmiştir.İşte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek olmuştur.

Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar.Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış,onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamaktadır.

Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde bulunan çay, değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.Çayla ilgili; tekerlemeler, bilmeceler, mani ve türküler, ilahiler, efsaneler, fıkralar, gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. Hatta, çay kelimesi Çince olduğu halde, sözlüklerde ve deyimlerde yerini bulmuş geniş bir kelime ve deyim sayısına ulaşmıştır.Çay, Çay Bahçesi, Çay Bardağı, Çay Demlemek, Çay Fincanı,Çay Fidanı, Çay Fidesi, Çay Kaşığı, Çay Takımı, Çay Vermek, Çay Molası, Çaycı, Çaycılık, Çaydanlık, Çay Parası, Çayevi, Çaygiller,Çayhane, Çay Kazanı gibi kelimelerin yanında; Tavşan Kanı Çay, Çay İçmek, Kıtlama Çay, Çayı Höpürdetmek, Çay İkram Etmek, Paşa Çayı gibi
deyimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Yetiştirilmesinden, hazırlanıp tüketilmesine varana kadar olan çay kültürü, bir çay etnografyasını da ortaya çıkarmıştır. Çay kesilmesine yarayan makaslar, sepetler, kutular, demlikler, semaverler, çay kazanları, bardaklar, fincanlar, kaşıklar, tepsiler vb. hepsi çay kültürünün etrafında oluşan etnografik maddelerdir.

Bunlardan en önemlisi, çayın kendisinden ayırd edemeyeceğimiz semaver kültürüdür. Semaver 19. yüzyıldan itibaren Ortaasya'da yaygın olarak kullanılmaya başlanılmıştır.Ahmet Yesevi'den gelen mirasla çayın şifalı olduğuna inanıldığı gibi, semaverin de şifa dağıtıcısı olduğuna inanılır hale gelmiştir.İnsanlara bir hayat, muhabbet verici,dertlere deva olarak görülür.Semaverin şifa dağıttığına o kadar inanılırdı ki hamam çıkışında ve mevlitlerde insanları rahatlatmak için semaver kaynatılır ve çay içilirdi.Semaver edebiyatımızda dabaşlı başına bir yer tutmaktadır.Semaver şifahaneye benzetilmiştir.

Daha düne kadar yurdumun kahve ve çay bahçeleri "cafe"lere özenerek cam bardağı ortadan kaldırmış, porselen ya da cam fincanlarda servis yapmaya başlamıştı.Bir de tabii poşet çay girdi ki yaşamımıza, "cafe"lerin dışında kimi evlerde de yüz yıllık çay demleme usullerimizhemen rafa kaldırıp demlik poşeti çaylar fincanda sunulmaya başlandı.Allah'tan şimdilerde, turistlere porselen/seramik fincanda poşet çay sunmanın pek de zekice bir şey olmadığı kavranmaya başlandı.Bunda "Yunanlılar ince belli cam bardakta çay veriyormuş" haberinin etkisi oldu mu bilmiyorum ama son zamanlarda, "cafe"lerden başlayarak, çay bahçelerinde de çay severlerin ısrarı üzerine ideal boyutta olmasa da cam bardaklar kullanılmaya başlandı. Hani şu nedense "Ajda Pekkan bardağı" denen iri bardaklar. Ama gerçek çay severlerin gönlünde yatan küçük, ince belli bardaklar tabii ki.

Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz yadsınamaz, hele türkülerimize, ilahilerimize, manilerimize de girdiği hatırlanırsa...

Biberiye cayı ve yağı

B İ B E R İ Y E MU C İ Z E S İ
1. Bir yakınıma MR cekilip migren teshisi konulunca migren tedavisi basladi. Verilen cesitli haplar etkili olmayinca depresyon tedavisine baslayacagiz dediler ve giderek degistilen ilaclar sonucu kişi neredeyse 24 saat uyumaya basladi ilaclarin etkisi ile.Bitkisel ilac aramaya basladim ve tanidigim bir zamanlar orman bakanliginda 'tibbi bitkiler arastirma projesi' nde calismis emekli tanidigim 'biberiye' cayini tavsiye etti. Gunde 5-6 fincan biberiye cayi tedavisine basladik ve 20-25 gun sonra migren, bas agrilari sorunlari bir daha gelmemek uzere sona erdi.

2. Elmadag'da kizakla kayarken dusup kizak Freni demirinin ayak bilegi ile diz arasi orta bolgede V harfi seklinde Ve buyukce bir bolgede etini kemige kadar kaldirdi. Buraya dikis atildi Ancak kalkan kismin buyuklugunden 1 ay V harfiic kismindaki deri canlanmadi ve doktorlar 'bu bolgeye deri nakli yapmamiz gerekir dediler.Estetik ameliyati yapacak doktor 'Amerikadan yeni bir ilac geldi once birkac gun bunu surup deneyelim, sonuc alamazsak ameliyati yapariz' dedi. Surulen yag deriyi 3-4 gun sonra canladirma ya basladi. Bu yagin uzerine baktigimda *Rosmarinus *kelimesini gorunce biberiye bitkisine olan ilgim cok daha artti. Kendi kutuphanem ve internetten yaptigim arastirmada biberiye bitkisinin iyi geldigi hastalik ve sorunlar 100'u cok asinca arastimayi kestim bu kadar yeter diye.

3.Dusup veya kosarken baslarini veya eller ve ayaklarini bir yerlere carptiginda evde baslayan telasa hic gerek olmadigini soyleyip bu yagi suruyordum ve sismesi, morarmasi veya agrimasi gereken bolgelerde bunlarin hic biri gerceklesmiyodu.


4.Arkadasin ayaklarinda diz altibolgesinin dolasim bozuklugu nedeniyle ayaklari soguk idi.Biberiye cayi ile bu sorunlari cozuldu.

5.Komsumuzun 2 yildir geceleri uyuyamama sorunu vardi.Biberiye cayi icmeye basladiktan sonra gece de gunduz de uyumaya basladi.

6. Yine ayni cok yasli komsumuz gut hastaligindan da muzdarip idi Ve kaninda urik asit yuksek cikiyordu. Biberiye cayi ile bu sorunu da cozuldu.

7. Kayinpederim boyun kireclenmesinin sonucunda boynu tamamen Hareketsiz duruma gecti. Doktorlar ameliyat yapamayiz boyle idare et dediler. Biberiye yagi ile yaptigi masajlar sonucu 1 hafta sonra boynunu hareket ettirmeye basladi.

8.Kız cocugu kosarken carptigi eli mosmor oldu. Biberiyeyagini surduk,2 saat sonra morluk gecmeye basladi. Akraba doktora soruyorum oyle morluk normal ne kadar zamanda gecer diye ve 2 gunde gecer diyor.

9. Biberiye yagi ecza dolabimizda artik yerini almisti. Bir yerin mi agriyor (ornegin bas agrisi) sur biberiyeyi en azindan gecici olarak Agri gecsin. Bir yerin kesildi mi, cizildi mi sur biberiye yagini cok suratli olarak iyilessin.
Umarim arkadaslar icin bu bilgiler yararli olur.

GÜZELLİK SIRLARI

Hintli kadınlar neden bu kadar güzel?
Doğu’dan gelen güzellik sırları

Kadife gibi bir cilt, parlak gözler, gür ve canlı saçlar. Hintli kadınlar doğal güzellikleriyle dikkat çekiyorlar. Bu güzelliğin en büyük sırrı kullanmayı alışkanlık haline getirdikleri doğal bitki özleri ve yağlar. Hintli kadınların güzellik sırlarını keşfetmek istiyorsanız bu haberi mutlaka okuyun.

Hintli kadınların çoğu, günlük cilt bakımlarını kendi hazırladıkları krem ya da yağlarla yapıyorlar. Belki de onların ileri yaşlara kadar pürüzsüz bir cilde sahip olmalarının altında bu sır yatıyor. Çeşitli kozmetik firmaları tarafından üretilen ve doğal bitki özlerine sahip ürünler de cildinizde doğal bir ışıltı için tercih edilebilir. Clarins, Babor, Sothys, Biotherm ve Sisley gibi kozmetik firmaları da ürünlerinde bitki özleri ve yağları kullanıyor. Sothys firması uzmanları Uzakdoğu teknikleri kullanılarak yaratılan Digi-Estetique masajının tüm Sothys bakımlarında kullnıldığını söylüyor. Hair & Sun Planet Tarabya'dan Güzellik Uzmanı Sibel Kırık, baş ve yüz masajının da cilt güzelliğinde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirtiyor.

Doğal ürünlerle peeling
Öğütülmüş tahıllar ya da fındık ve fıstık gibi çerezler, cildinizde yumuşak bir peeling etkisi yaratıyor. Hintli kadınlar, her gün taze bakım ürünleri kullanıyorlar. Onların bakımları için ihtiyaç duydukları şey ise; bir kap dolusu cildi yatıştıran gülsuyu ve pürüzsüzleştiren tatlı bademyağı. Yüzü ılık pirinçsuyuyla yıkamak, Hintli kadınların yüzyıllardır uyguladıkları bir yöntem. Pirincin içeriğindeki magnezyum, B vitamini ve bakır gibi besleyici maddeler ısıyla birlikte suya karışıyor ve cildin ışıl ışıl parlamasını sağlıyor.

Kadife yumuşaklığında bitki yağları
Bitki yağları, Hintli kadınların bakımlarında kullandıkları en temel ürünler olarak yerlerini koruyor. Hafif masaj darbeleri de, mikro sirkülasyonu uyararak yağların cilde derinlemesine nüfuz etmesini sağlıyor. Hintli kadınlar, yüz maskesinde özellikle sarı susamyağını tercih ediyorlar. Bu yağ, içeriğindeki zengin doymamış yağ asitleri sayesinde cildin yumuşamasını sağlıyor ve pürüzsüzleşmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar, cildin derinliklerine daha kolay ulaşması için susam yağının masajdan önce ısıtılmasını tavsiye ediyor. Eğer reçine ya da çiçek kokusundan hoşlanıyorsanız, içine birkaç damla yağ ekleyebilirsiniz. Bitkilerin cilt üzerindeki etkilerine gelince... Okaliptüs canlandırıyor, sandal ağacı gevşemesini sağlıyor ve ylang-ylang da onarıyor. İsterseniz, günlük masajınızı piyasada, aktarlarda satılan ve içeriğinde bitki özleri bulunan ürünlerle de yapabilirsiniz.

SAÇLARINIZA BAKIM ŞÖLENİ
Hintliler için gür ve koyu saçlar kadınlığın tacı. Yağ masajları ve doğal şampuanlar saçlara güç ve parıltı sağlıyor.
Rahatlatan baş masajları
Aromatik Hint baş masajı olarak tanımlanan campisaj, Hindistan'da binlerce yıldır uygulanan bir yöntem. Hintli kadınlar gür ve parlak saçların sırının saç derisine yağlarla masaj yapılmasında saklı olduğuna inanıyorlar. Uygulama, son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz Ayurveda felsefesinden doğmuş. Ayurveda’ya göre masajın iki önemli işlevi var; hücre ve dokunun beslenmesini sağlamak, bedeni toksinlerden arındırmak. Hintli kadınlar, saçlarını yıkadıklarında masaj yapmayı ihmal etmiyorlar. Baş bölgesine yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırıyor ve bu sayede besleyici maddeler saç köklerine daha iyi nüfuz ediyor. Hintli kadınlar bu yağlardan sadece daha sağlıklı bir yaşam için değil, aynı zamanda daha güzel görünmek için de yararlanıyorlar. Örneğin fesleğen saç derinizin canlanmasını sağladığı gibi, saçlarınızın parlamasına da yardımcı oluyor. Siz de ışıl ışıl parıldayan saçlara sahip olmak istiyorsanız birkaç damla fesleğenyağı, ılık jojoba ve susamyağını derin bir kabın içinde karıştırın. Bir yemek kaşığı yağı saçlarınıza ve saç derinize yayın. Parmaklarınızla hafifçe masaj yaptıktan sonra saçlarınızı iyice durulayın.

Mis kokulu saçlar
Bir cam şişeyi suyla doldurun. İçine birkaç damla en sevdiğiniz aroma yağından damlatın. Suyu, kuru saçlarınızın üzerine dökün. Saçlarınızın mis gibi kokması için, Hindistanlı kadınların sıkça kullandıkları gül ya da lavantayağını öneriyoruz.
Bademle temiz bir cilt
Yumuşak bir peeling için: Derin bir kabın içinde, 2 yemek kaşığı iyice öğütülmüş bademi, birer tatlı kaşığı gülsuyu ve bademyağıyla karıştırın. Karışımı, üzerine süt ilâve ederek krem kıvamına getirin. Peelingi yüzünüze sürün ve hafif dairesel hareketlerle cildinize 1 - 2 dakika masaj yapın. Şimdi cildinizi su ya da pirinç suyuyla durulayabilirsiniz.


VÜCUDUNUZA AROMALI BAKIM
Hintli kadınlar, hem sağlıklarını hem de güzelliklerini korumak için banyo öncesinde aromalı masajların gücünden yararlanıyorlar.
Masajla baştan aşağı sağlık
Masaj, sağlıklı ve güzel bir vücut için anahtar kelime. Masajın etkisi artırmak amacıyla, tüm vücuda bolca özyağ sürülüyor. Ardından yavaş ve dairesel hareketlerle masaj yapılarak yağın tüm vücuda iyice nüfuz etmesi sağlanıyor. Hintli kadınlar, masaj sırasında baş döndüren kokusu nedeniyle çoğunlukla gülyağını tercih ediyorlar. Aroma özleriyle yapılan masaj cildin genç kalmasını sağlıyor, lenf akımını canlandırıyor ve vücutta oksijen alımını kolaylaştırıyor.

KOKULARIN ARMONİSİ
Hintli kadınlar, her yıl, ilkbaharda güneşin dönüşünü ve çiçeklerin tomurcuklanmasını düzenli olarak kutlamayı adet edinmişler. Baharatların, çiçeklerin ve reçinelerin kokuları bu mevsimde tüm kadınları adeta bir kumaş gibi sarıyor. Kadınlar, birbirinden çekici kokularıyla adeta baş döndürüyor!


Sihirli çiçek banyosu
Rahatlamaya ihtiyacınız varsa, papatya, yasemin ve sandal ağacı tam size göre. Bunun için; dörder damla yağı küvete doldurduktan sonra iyice karıştırın. Küvette dinlenirken derin nefes alarak aroma yağlarının rahatlatıcı gücünden yararlanın. Bir cam şişenin üçte birine kurutulmuş gül yapraklarını ya da tomurcuklarını doldurun. Şişeyi, jojobayağıyla doldurun. Üzerine 10 damla gülyağı damlatın. Şişenin ağzını iyice kapayın ve üç hafta boyunca sıcak bir ortamda bekletin. Şişenin doğrudan güneş ışığı almamasına özen gösterin.

canlanın
Işık geçiren bir cam şişenin içine 70 ml alkol dökün. Ardından 10’ar damla limon, gül ağacı ve portakalyağı ekleyin. Şişeyi iyice çalkaladıktan sonra 7 gün boyunca dinlendirin. Üzerine 39 ml su doldurun. İki hafta boyunca yeniden dinlenmeye bırakın.

Hint masajıyla gevşeyin
Her iki elinizin yüzük ve orta parmağını kaşlarınızın ortasına yerleştirin. Ardından sağ elinizin parmaklarıyla kaşınızın üzerinden sağ gözünüze, sol elinizle de sol gözünüze doğru masaj uygulayın. Hareketi 5 kez tekrarlayın. Sağ ve sol elinizin işaret parmaklarını burnunuzun başladığı bölgeye yerleştirin. Şimdi her iki parmağınızla, burun deliklerinizin yan bölgelerine yukarıdan aşağıya doğru masaj yapın. Hareketi 5 kez tekrarlayın. Gözlerinizi yeniden kapayın, el ayalarınızı yüzünüze yerleştirin ve kulaklarınıza doğru gerin. Hareketi üç kez tekrarlayın.

Mutfaktaki Püfler

Balık Kokusu
Balık kızarttıktan sonra mutfağa sinen kokuyu gidermek için bir kapta:
1 çay bardağı su ve 2 çorba kaşığı sirkeyi kaynatınız

Domates Kabukları
Domatesin kabuğunu kolay soymak için, kaynar suya daldırıp, bıçağın tersini domatesin yüzünde sıvazlayın.

Soğan Soyarken
Soğan soyarken gözlerinizin yaşarmaması için soğanı içi su dolu bir tasın içinde soyun. (Dalış maskesi de işe yarayabilir. Ama sadece sizin işinize)

Mayonez Hazırlama
Mayonez hazırlarken eğer sos kesilirse, bir yumurta sarısını 2-3 damla sirke ile çırpın ve yeterli miktarda zeytinyağı ile koyulaştırın. Bu karışımı kesilen sosa çırparak yedirin. Eğer mayonezin hiç kesilmesini istemiyorsanız bir çorba kaşığı nişasta ile işe başlayın.

Kuru Bakliyat
Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin. Öncelikle siz rahat edersiniz.
[Alman ata sözü: "Her fasulye taneciğinin kendine özgü bir sesi vardır. " Jedes Böhnchen, hat sein Tönchen]

Soslar
Tuz bazen sütü keser. Bu nedenle, beşamele ve diğer sütlü soslara, kıvamı bulduktan sonra tuz koyunuz !

Kahve Nemli ise
Türk kahvesinin nem aldığını fark ederseniz, kahve dolu kavanozun içine
1-2 tane kesme şeker koyun

Tuzluk Tıkanıyorsa
Tuzluklarınıza biraz pirinç koyunuz. Denizde ağzı kapalı tuzluk kullanınız.

Kolay Soğutma
Buzdolabınız bozuldu, ya da artık boş yeriniz yok. Temiz bir kovayı musluk suyu ile doldurun. İçine bir çorba kasığı sofra tuzu atın. Şişeleri daldırın. Yeterince soğuyacaklardır.

YemeğinTuzu Fazla Kaçınca
Tencereye birkaç parça çiğ patates atın.

Patates Pişirmenin Püf Noktası
Pişirme suyuna bir kaşık sirke koyun. Hem rengi sapsarı kalır, hem lezzetli olur.

Ceviz Lekesi Elden Nasıl Çıkar?
Eller önce 1-2 dakika kadar sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur. Sonra da soğuk suyla ovun ve sonra soğuk suyla yıkayın.

Bakır Kapların Parlatılması
Bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun. Kaplarınız pırıl pırıl olur.

Sıktığınız Limonları Atmayın
Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız, iyi bir temizleme aracına sahip olursunuz. Bu kurumuş kabuklarla, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken, şaşırtıcı sonuçlar alınır.

Yağlı Şişeler Nasıl Temizlenir?
Önce deterjanla yıkayın. Sonra durulanan şişenin içine sodalı su koyarak sallamaya başlanır. Beş dakika kadar sallanan şişe çalkalanıp bu sefer içine kahve telvesi ilave edilir. Bir süre bu şekilde sallanan şişe kısa bir zaman sonra yağlardan tamamen temizlenmiş duruma gelecektir.
Bir diğer geçerli yöntem, yumurta kabuğu kırıklarını az su ile şişe içinde çalkalamaktır.

Mutfakta Tıkalı Lovaboların Açılması
Lastik pompalarla dakikalarca açmak için uğraşmayın. Kaynar sodalı su, tıkalı delikten dökülürse, tıkalı yer kolaylıkla açılacaktır.

Soğan Kokusu Ellerden Çıkarılabilir
Evvelden haşladığınız patatesi mutfaktaki işiniz bitince elinize sürerek ovuşturunuz. Bu işleme beş dakika kadar devam ediniz. Ellerinizdeki kokuları alıp götürecektir.

Mutfaktaki Haşerelerle Savaş
Mutfakta özellikle dolaplarda dolaşan hamam böceği, karınca gibi haşeratı yok etmek ve bir daha gelmemeleri için bu haşeratın dolaştığı yerlere, dolaplara terebentin sürmek kesin yoldur.

Ekmek
Ekmekleri düzgün kesmek için bazen zorlanırız, özellikle taze ekmek hemen hamur olur. Oysa bıçağımızın ucunu biraz ateşe tutarsak daha kolay kesebiliriz.

Vİtaminler...Yesek mi? Sürsek mi?


Cildinizin pırıl pırıl, duru ve gergin görünmesi için vitamin takviyesi şart. Peki bu vitaminleri nasıl almak daha doğru? Ağız yoluyla hap olarak mı, yoksa krem halinde sürerek mi?


Teknoloji artık iyice gelişti. Eskiden besinler yoluyla cildimize gereken vitamin ve mineralleri almamız önerilirken, şu an kullandığımız pek çok cilt bakım ürünü kendi vitamin içeriğine sahip. Ama bu sizce de biraz kafa karıştırıcı değil mi? Yani cilt bakımı için hangi vitaminleri ağız yoluyla almak gerek, hangilerini bir krem sürerek alabiliyoruz biliyor musunuz?

İşte size basit bir rehber...

A vitamini
Ağızdan: Çoğu insanın diyeti, günlük ihtiyacını karşılayacak oranda A vitamini içerir ve takviyeye gerek kalmaz. Ayrıca günde 5000 IU'dan fazla A vitamini almak, kalça kemiği kırığı riskini artırabilir.
Yüzeysel (topikal): Araştırmalar A vitamininin akneyi temizlediğini ve ince çizgilerle fazla açılmış gözenekleri azalttığını gösteriyor.
Sonuç: Sürün. A vitamininin en etkili hali doktorun yazdığı. Daha az etkili olan seçenekse pek çok kremde bulunan retinol. RoC'un Retinol Actif Pur Line'ını deneyin.

B vitamini
Ağızdan: Vücudunuzda özellikle B vitamini eksikliği yoksa, ağızdan alınan takviyelerin cildinize yarar sağlaması biraz güç görünüyor.
Yüzeysel (topikal): Araştırmalar, cilt bakım ürünlerinin içeriğinde bulunan pantenolün (B5) ve niyasinamidin (B3) cildi nemlendirdiğini, hatta sıkılaştırdığını gösteriyor.
Sonuç: Sürün. Bunları Olay'in Total Effects ürün grubunda bulabilirsiniz.

C vitamini
Ağızdan: Vücuttaki bağımsız radikaller zarar görürse, bu durum kanser ve kırışıklıklara sebep olabilir. Ağız yoluyla C vitamini almak, bağımsız radikallerin zarar görmesini azaltarak güneşin maruz kalma sonucu oluşan etkiyi tersine çevirir.
Yüzeysel (topikal): Güneşin verdiği zararı azaltır ve etkili, sabit bir formdaysa kolajen üretimini artırabilir. Bunun için de yeni bir ürün satın alırken, etikette 'L-askorbik asit', 'askorbik palmitat' ya da 'magnezyum askorbil'yazmasına dikkat edin.
Sonuç: Hem ağız yoluyla alın, hem de sürün. Günde 500 ila 2000 mg'lık kapsül alıp, C vitaminli krem kullanın.

E vitamini
Ağızdan: Günde 400 IU R vitamini almak, kırışıklıklarınızı azaltıp, cildinizi güzelleştirir. Aldığınız ürünlerin etiketlerinde 'doğal' ya da 'd-alfa tokoferol' yazmasına dikkat edin.
Yüzeysel (topikal): Yapılan araştırmalar, E vitamininin UV'den kaynaklanan cilt tahribatını azalttığını gösteriyor.
Sonuç: Şimdi ağız yoluyla alın, sonra sürün. Hapların etkisi garantili ama E vitamini içeren kremlerde de ilerleme var.

Kolay Yüz Maskeleri


1) Kuru Ciltler İçin Maskeler :

• Yulaf İçi Maskesi :2 çorba kaşığı yulaf içi, suda veya sütde 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra mahlülle bir kaşık bal ilave edilir. Hafif sıcak vaziyette yüze sürülüp, 15 dakika bekletilir. Yüz ılık su ile yıkanır.

• Kabak Maskesi : Pişirilmiş kabaktan 2 çorba kaşığı iyice karıştırıldıktan sonra, içerisine 1 çorba kaşığı zeytin yağı veya badem yağı karıştırılır. Elde edilen karışım yüze sürülür, 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Havuç Maskesi : 2 havuç rendelenir, yumurta akı ile çırpılır, 1 tatlı kaşığı zeytin yağı veya süt ve az miktarda nişasta karıştırılır. Sonra yüz boyun ile birlikte yağlanır. 30 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Marul Maskesi : Marul yaprakları ince ince kıyılır, üzerine zeytin yağı ve birkaç damla limon suyu sıkılır (lapa haline gelmesi için). Yüze sürülür. 20 dakika sonra yavaş yavaş evvela sıcak su ile, sonra soğuk su ile yıkanır. Marul yerine, rendelenmiş turp veya patates püresi de kullanılabilir.

• Muz Maskesi : Bir adet muz iyice dövüldükten sonra, içerisine 1 tatlı kaşığı süt veya kaymak katılarak karıştırılır. Sonra yüze sürülür. 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Elma Maskesi : Bir elma iyice rendelendikten sonra, içerisine bir çorba kaşığı zeytin yağı, süt veya kaymak karıştırılır. Yüz ve boyuna sürülür. 20 dakika kadar bekledikten sonra ılık su ile yıkanır.

• Şeftali Maskesi : OIgun bir şeftali iyice ezildikten sonra, haşlama papatya suyu ile lapa haline gelinceye kadar karıştırılır. Sonra yüze sürülür. 20 dakika bekletildikten sonra yüz, sıcak su ile yıkanır.

• Hıyar (salatalık) Maskesi : Rendelenmiş hıyara birkaç damla limon suyu damlatılır. Yüz ve boyuna sürülür. 20 dakika sonra bir mendil veya bir bezle iyice temizlenir, yüz yıkanmalıdır.

2) Yağlı Ciltler İçin Maskeler :

• Badem Maskesi : Papatya, Ihlamur çiçeği, lavanta, mürver ağacı çiçeği ve çam filiz uçlarından eşit miktarda alınıp karıştırılır. Bu karışımdan 2 çorba kaşığı alınıp 150 g. kaynar su içinde haşlanır. Bu haşlamaya (50 grama 1 çorba kaşığı badem içi gelecek şekilde) badem içi ilâve edilip, haşlamaya devam edilir. Sonra haşlanmış terkibe (1 tatlı kaşığı un ve yarım tatlı kaşığı bal ilave edilir. Sıcak vaziyette yüze sürülür. (Sıcaklık dayanılacak gibi olmalıdır.) 30 dakika bekledikten sonra, evvela sıcak sonra soğuk su ile yıkanmalıdır.

• Elma Maskesi : 12 elma rendeledikten sonra, iyice çırpılmış yumurta akı ile karıştırılır. Elde edilen karışım yüze ve boyna sürülüp 20 dakika bekledikten sonra ılık su ile yıkanır.

KOZMETİKDE KULLANILAN DİĞER BİTKİLER

• Hatmi Tentürü : 2 çorba kaşığı hatmi yaprağı veya ince kıyılmış kökü 300 g. soğuk suda 1 saat bekletilip, süzülür. Elde edilen tentür mantarlarla ve kuru cilde karşı kompres şeklinde kullanılır.

• Karahindiba Haşlaması : Bitkiden 2 çorba kaşığı 300 g. suda 10 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür. Elde edilen mayi ile sabah akşam yüz yıkanır. Yüzdeki küçük siyah lekeleri ve çilleri giderir.

• Nane haşlaması : 100 g. nane yarım kova kaynar suda yarım saat bırakıldıktan sonra yorgunluktan dolayı şişmiş ayaklara banyo şeklinde uygulanır.

• Gül Yaprakları İle Tütsülenmek (İnhalasyon) : Hafif ateş üzerinde, su kaynatılan bir kab üzerine kevgir veya elek kapatılır. Eleğin kaidesine gül yaprakları serilir. Yüz gül yapraklarına 1520 cm. kadar yaklaştırılır, baş bir havlu ile örtülür. Güldeki eterik yağ cildi sağlamlaştırır ve yüze canlılık ve tazelik verir.

• Yüzde Beliren Mantarlar : Tuzlu su ve kızıl ağaç veya huş ağacı yapraklarının haşlaması ile giderilir. Sati mantarlarda ise : Atkuyruğu veya büyük kuzukulağı haşlamasıyla kompres yapılır.

• Dudaklarda Meydana Gelen Uçuklarda : Meşe kabuğu veya menekşe haşlanarak kompres yapılır.

• Yüzde Çıkan Siyah Lekecikler : 2 çorba kaşığı mısır unu veya yulaf unu 1 yumurta akı ile köpükleninceye kadar çırpılır. Yüzdeki siyah lekelere sürülür. Kuruduktan sonra kuru, pamuklu bir bezle silinir. Sonra soğuk su ile yıkanır.Yüze zeytin yağı ile hafif masaj yapılması tavsiye olunur. Yüz masajdan evvel, sabun kullanmadan sıcak su ile yıkanır ve soğuk su ile durulanır. Sonra da zeytin yağı ile yüze hafif masaj yapılır ve 20 dakika bekletildikten sonra tekrar sabun kullanılmadan sıcak su ile yıkanır, soğuk su ile de durulanır. Zeytinyağı dirsek ve tırnaklar içinde yararlıdır. Zeytin yağına taze fesleğen (100 g. fesleğen 1/2 It. zeytin yağı) karıştırılır. Bir hafta bekletilerek yapılırsa çok yararlıdır.

• Yüzde beliren lekeler (siyah ve sarı lekeler). Taze (hıyar) salatalık püresi yüze devamlı sürülerek giderilir. Cilt yumuşak ve pürüzsüz olur.

Evde Yapılabilecek Maskeler

bitkisel maske İşte cilt sağlığı ve güzelliği için evde hazırlanabilen pratik maske tarifleri:

NORMAL CİLTLER
* Büyükçe bir salatalığı rendeleyin ve yarım bardak sütün içine koyup karıştırın. 3 saat bekledikten sonra süzün ve yüzünüzü bu karışıma batırdığınız pamuk ile temizleyin.
* Yarım çorba kaşığı yoğurt, yarım çorba kaşığı yağmur suyu ve arıtılmış su ile iki çorba kaşığı limon suyunu karıştırın. Temiz bir pamuğu bu karışıma batırarak cildinizi silin.

KURU CİLTLER
* Yarım bardak portakal çiçeği suyu ve gül suyunu bir şişenin içinde çalkaladıktan sonra karışımın içine batırdığınız temiz bir pamuk parçasıyla cildinizi temizleyin.
* İki avuç fesleğen yaprağını bir bardak kaynar suya atın. Üzerine 2 çorba kaşığı süt tozu ilave ederek ılımasını bekleyin. Kuru ciltler için iyi bir temizleme sütüdür.

YAĞLI CİLTLER
* Bir tatlı kaşığı balı 2-3 tatlı kaşığı suyla cam bir kasenin içinde kısık ateşte ısıtıp ateşten alın. Daha sonra içine yarım bardak süt ve 1 yumurta sarısı katarak kıvam alıncaya kadar karıştırın.
* Bir avuç tuzsuz bademi, 1 tatlı kaşığı toz şeker ile havanda dövün. İçine 1-2 kaşık gül suyu ilave ederek dövmeye devam edin. Bademler ezildikçe birkaç kaşık daha gül suyu koyun. Bu şekilde, karışım krem kıvamına gelene kadar devam edin. 1-2 saat beklettikten sonra karışımı temiz bir tülbentten geçirerek elde ettiğiniz temizleme sütü ile yüzünüzü pamuk yardımıyla silerek temizleyin.
* 1 fincan sütü 1 fincan kepek ya da yulaf kepeği ile iyice karıştırdıktan sonra yüzünüzü bu karışımla silin.

KARMA CİLTLER
* Olgunlaşmış yarım şeftalinin kabuklarını soyarak dilimleyin. Daha sonra yarım bardak sütün içine koyarak 8 saat bekletin ve süzün.
* 5-6 adet çileği püre haline getirin. Hazırladığınız püreyi yarım bardak sütün içine katın. Daha sonra karışımı bir şişeye koyarak çalkaladıktan sonra buzdolabında 4-5 saat bekletin. Kullanmadan önce şişeyi iyice çalkalayın. Ve bir pamuk yardımıyla cildinizi iyice temizleyin.