Blogda Ara

3.07.2008

HAYAT TERSTEN YAŞANMALIYDI...


Hayat tersten yaşanmalıydı
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.Nasıl mı?
Camide uyanıyorsunuz.Bir tahta sandık içerisinde,
herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz,yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Torunlar hepsi hazır.

Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,aylık
veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel, hazir maaş, hazır ev....
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur
içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk
başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın
kol saati veriyor patronunuz.. ve Genel Müdürlük veya bunun gibi
yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda elpençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor... Derken birgün patron
size artık Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.

Bu arada Babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın'
diyor 'artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden
olsun...' Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler,diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık....

Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
'evde otur, keyfine bak,oyuncaklarınla oyna' diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı
bile temizliyorlar,hatta bu durum alışkanlık yaratıyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz bir gün size süt verme kararini
aliyor ve baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir
kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve
patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.Küçülüyor,
küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatınız bitiyor....

Can YÜCEL

Hiç yorum yok: